18 Nis 2009

Hikayeler serisi vol.V

Neşeli bir genç kızdım. Zekam ve güzelliğimle diğer hemcinslerimden ayrılan farklı bir yanım vardı. Doğuştan ruhumda olduğuna inandığım başarı hayranlığı, zeka ve güzellikle buluştuğunda dikkat çekmem kaçınılmaz oluyordu. Sahip olduğum her şeyle beğenilme isteği, varlıklı bir ailenin tek çocuğu olmanın şımarıklığıyla da birleşince, önüne geçilemez bir hal alıyordu.

Her yeni günün yeni bir macera demek olduğu yıllar da, bana muhteşem bir aşkın sarsılamaz temellerinin atıldığını düşündüren insanla tanıştım. Bir sanat galerisi açılışında O’nu ilk gördüğüm gün, bu hayattan olmadığını düşündüren bakışları, olağanüstü becerikli ve hassas elleriyle insanların beğenisine sunduğu maketlerinin yanında, bütün görkemiyle parlıyordu. O gün belki de hayatımda ilk defa dişisel arzularla birine dokunma isteği hissettim. Ona dokunma isteği, o güçten bir şeyler alabilmek sanısıymış aslında bugün anlıyorum.

Onunla geçen zamanlar, hayallerimin gerçeklik zemininden uzaklaşarak fantastik bir dünyaya açıldığı büyülü bir yolculuktu adeta. Şimdi bu yolculuklara her çıkışımda sistemin fazla dayanamadığını görüyorum. Zamanla özel bir sıradanlığa dönüşen birlikteliğimiz, aşık olduğum adamın gücünü, dayanılmazlığını ve ilgisini kendime hatırlattığım, başlarda olan ve sonra ansızın kaybolan bu görüntünün etkisine girdiğim zamanlarda heyecan yaratabilir bir hal almıştı.

Sistematik bir hayal gücüne sahip olduğum yıllar, çocukluğumun bisikletle sokaklarda geçirdiğim zamanları gibi, beni gidebileceğim en uzak yerlere gitmeye, en ücra köşeleri keşfetmeye zorlardı. Etkilerini halen taşıdığım keşif yolculuklarımdan birinde, sanki aniden açılan ve yine aniden kapanan bir kapının, arkasında kalan kısa zamanlı bir dünyanın tuhaf ve yaralayıcı geçekleriyle yüzleştim. Kendini tanımadan, ne istediğini bilmeden ciddi ilişkilere girmek, hem kendine hem karşındakine yapılabilecek en büyük haksızlıkmış şimdi anlıyorum. Ne istemediğini bilen adamın o günlerde ne istediğini bilmediğinden üzülerek emin olmuştum. Bir süre tanrıların arasında yaşayıp sonra yine ölülerin arasına dönmüş gibi hissettim. Tanrılar katında da aradığım güven yoktu. Uzunca bir süre, içimde birbiriyle çelişen duygular hissetmeme rağmen, kendi seçimimle bu çelişkinin bilincine varmak istemedim.

Zihnime ailem tarafından doldurulmuş bağlılık klişesinin şekillendirdiği bünyemin, karşı tarafın sadakat anlayışının içine bir türlü yerleşemediğini öğreniş hikayem ise, gitgide gerçeğe yaklaşan düşler vadisinde ki gezintilerin zamanla yaralayıcı bir hal almasıyla sonlandı.

İnsanların çoğu gibi, ilk gençlik yıllarımda “ömür boyu sürecek”, “tek yastıkta kocanacak” tarzda bir ilişkiyi, kendime itiraf edemesem bile en kuytu köşelerde gizlice büyüten bir inancım vardı. Çocukluğumdan beri gördüğüm aile bağları, kavram ve olguları ilk oluşturmaya başladığım yıllardan beri derin izler bıraktı bende, her insanda olduğu gibi. Bu olguların yıkılması elbette üzücüydü ama şimdilerde baktığımda kadınlığın ve zekanın birbirini büyüterek daha büyük heyecanlar yaratabildiğini görüyorum.

İnsan yaşamı içindeki doğal oluşumlardan kadının payına düşen “annelik” ve “karılık” gibi ekstraların artık benim içinde rol aldığım sahnelerin birer parçası olamayacak olmaları, yaş hanemdeki sayıların giderek artmasıyla belirginleşiyor. Kaybettiklerimin ayırtına tam varamadığım şu günlerde özgürlükle bağdaşlaştırdığım bir duygunun kayıtsız şartsız egemenliğini kabul edip, onun verdiği huzur ve mutlulukla karışık hafif bir kurtulmuşluk hissetmekse şimdilerde işime geliyor.

5 Nis 2009

Sevgili günlük...

Bugünlerde ne kadar yoğunum ben böyle… İşe yaradığımı görüyorum ve mutlu oluyorum. Günler hep böyle bir şeyler yaparak, oradan oraya koşturarak minicik zamanlara kocaman işler sığdırarak geçsin. Günler 36 saate çıksın canımız hiç sıkılmasın oh ne güzel. Yarın sabah saatlerinde radyoda hayatımın ilk spikerlik deneyimini yaşayacağım hem de bir uzun hafta boyunca. Sesimi duymak isteyenler için 87.7 radyo Hacettepe.
Yarın açarsanız duyamayabilirsiniz, program nisanın son haftası ve mayısın ilk haftası yayında olacak ama siz yinede açın şimdiden… Ama bu öyle bildiğiniz programlardan olmayacak ne yazıkki. Dünyayı kurtarmak isteyen bir mühendisin sunabileceği tarzdan bişiler bulacaksınız karşınızda. Neyse reklam kısmını geçelim biraz bana dönelim.


Yazdığım hikayeler beğenilip övgüler aldıkça gaza geliyorum. Bu gazla uzaya çıkabilirim bence…