Tüm bunlar, bukadar sakinliğe alışmamış bünyeme önce biraz garip gelsede, alışması düşündüğümden daha kısa sürdü. Bunun verdiği miskinlikle yatakta biraz daha yuvarlandıktan sonra, annemin arşivinden bulduğum bulgarca plaklar eşliğinde kendime güzel bir kahvaltı hazırladım.
Bunu hatırlamanın keyfiyle sıradaki plak Nazım Hikmet'in oldu. Kendi sesinden okuduğu şiirleri bu seferde bana babamın bütün duygu yoğunluğuyla okuduğu Nazım Hikmet şiirlerini hatırlattı. Özellikle biri varki, babamdan dinlendiğinde, şiir sevmeyen beni bile etkilerdi!
KADIN
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Aslında şiiri sevmem pek. Lisedeki edebiyat hocamın bütün uğraşları, evde bir oda dolusu şiir kitabının olması yinede başarılı olamadı üzerimde.
Kendi irademle alıp okuduğum tek şiirimsi kitap Murathan Mungan'nın yazdığı "Yaz geçer"di. Önce isminden sonra yazarından dolayı almış olsamda bu kitabı, sonuç olarak sevmedim değil. Ama ticari yönünü keşfettiğim gün bir dahada almadım şiirimsi kitaplardan. Tanıştırayım, klasik inatçı İREM'lerden biri...
Sonra birde ben daha 2.5 yaşındayken kayda alınmış plaklarımı hatırladım birden. Hayret bir şekilde ezberlediğim şarkılar ve akıcı, bıcır bıcır ve durmadan konuşan ben, bu sefer de güldürdü beni sabah sabah! 2 yaşında bukadar konusan bir bebek "yaptıklarım yapıcaklarımın teminatıdır" sözünün ne kadar doğru olduğunu hatırlattı bana:)Birde nezaman böyle eskiler açılsa, bu yandaki fotografı anmadan geçemem ben. Kural bozulmasın öyleyse, bu yandaki İREM henüz 1 yaşına yeni girmiş, bir yandan yemek yerken bir yandan altındaki lazımlığa şeyeden, masum bakışlarıyla ev halkını ona hizmet etmeleri için etkileyen, şimdiki irem'in temellerini oluşturan bir Küçük İREM.
Bu damardan nostalji bünyeme yettikten sonra, sevgilimin hediyesi Beatles'ı pikapa koyup, "mutlu İREM ev hali" ne devam ettim. Ama az sonra gelen bir telefon bu mutlu irem halini biranda tersine çevirdi. Yaklaşık 1 sene önce Eskişehir'de Ozan'nın orkestra kayıt işlemleri için tanıştığımız kadın, bugün belki aramızdan ayrılmak üzere!!
Bugünkü dilek hakkımı BİLGE için kullanmak istiyorum. Aramızdan ayrılmasın bir süre daha, küçük bebeği ve O'nu birlikte görmek istiyoruz!
Güne başlayan huzurlu İREM, sonra nostaljik İREM, daha sonra Mutlu İREM ve gün ortasında duygusal İREM olarak devam ediyor.
Bakalım gün sonu hangi iremle biticek. Bende merakla izliyorum..