Ki ben şiir sevmem, az önce eve gelip bir dolu sefer neredeyse ezberleyene kadar okudum bu şiiri...bu da sevdiğim ilk şiir olsun!
Vakitlerden omuzlarında taşıdığın ayın
taş ama hafif olduğu vakit,
vakitlerden şehrin parmak uçlarında insanların
taş ama hafif olduğu vakit,
vakitlerden bir bahçe kenarında yanından geçtiğin,
nehir kenarında tekrar rastlayıp,
ve nihayet vakitlerden sonbaharı ayak seslerine
sarıp
evine getirdiğin vakit,
vakitlerden henüz konuşmayan, belki de hiç
konuşmayacak
bir mevsimin susmaya başlayan yaprakları
odana dolduğu vakit,
kapını açıp girebilecek misin ?
yani üstünde "oturan 30, ayakta 15" yazılı levhayı
dışardaki anadan doğmamış çıplaklara
gösterip, otobüsün zilini çekip gidebilecek misin ?
vakitlerden... düşmüş, düşen, ve düşecekle düştükten
sonra,
düşmüş yıldızların burçlarından,
düşen şehrin surlarından,
düşecek yaprakların uçlarından düştükten sonra;
düşmüş yıldızlar, düşen şehirler, düşecek yapraklarla
beraber
kendi yağmurunun çamuruna gömüldükten sonra,
yani bütün gece omuzunda bir testiden
kendi avuçlarına döküldükten sonra,
kapını açıp çıkabilecek misin ?
yani yalnızlığını, cebinde unuttuğun
bir boş cigara paketi gibi, bir boş anında,
çıkarıp, açıp, kaldırıp atabilecek misin ?
Can Yücel...