11 Ara 2009

CEVELAN

Ki ben şiir sevmem, az önce eve gelip bir dolu sefer neredeyse ezberleyene kadar okudum bu şiiri...bu da sevdiğim ilk şiir olsun!

Vakitlerden omuzlarında taşıdığın ayın

taş ama hafif olduğu vakit,

vakitlerden şehrin parmak uçlarında insanların

taş ama hafif olduğu vakit,

vakitlerden bir bahçe kenarında yanından geçtiğin,

nehir kenarında tekrar rastlayıp,

ve nihayet vakitlerden sonbaharı ayak seslerine

sarıp

evine getirdiğin vakit,

vakitlerden henüz konuşmayan, belki de hiç

konuşmayacak

bir mevsimin susmaya başlayan yaprakları

odana dolduğu vakit,

kapını açıp girebilecek misin ?

yani üstünde "oturan 30, ayakta 15" yazılı levhayı

dışardaki anadan doğmamış çıplaklara

gösterip, otobüsün zilini çekip gidebilecek misin ?

vakitlerden... düşmüş, düşen, ve düşecekle düştükten

sonra,

düşmüş yıldızların burçlarından,

düşen şehrin surlarından,

düşecek yaprakların uçlarından düştükten sonra;

düşmüş yıldızlar, düşen şehirler, düşecek yapraklarla

beraber

kendi yağmurunun çamuruna gömüldükten sonra,

yani bütün gece omuzunda bir testiden

kendi avuçlarına döküldükten sonra,

kapını açıp çıkabilecek misin ?

yani yalnızlığını, cebinde unuttuğun

bir boş cigara paketi gibi, bir boş anında,

çıkarıp, açıp, kaldırıp atabilecek misin ?

Can Yücel...

8 Ara 2009

Sadık nesne; bumerang

bunu yazmadan geçemicem, iyi veya kötü ne yaparsak yapalım, bir zamanda bir şekilde bize geri dönüyor! bu doğa yasalarının en sevdiğim yanı, bumerang gibi fırlatıldıgı yere geri dönmesi:) bu yazının ana fikri neymiş: olumlu davranışlar istekle, kalpten yapılmalı, tüccarca bir alışveriş gibi değil!!

hmm iyi oldu bunu yazdığım! artık doğayı kurtarmanın yanında boş zamanlarımda da insanlığa sardım...

değişiyoruz ve bu iyi birşey!

insan hastalanmak- acı çekmek veya mutsuz olmak için mi yaratılmıştır? hiç sanmıyorum bana kalırsa, evrimleşmek ve mutlu olmak için varolmustur. en azından ben tam olarak bunun için buralardayım. bunun aksini yaratan bütün durumları da ortadan kaldırabilecek kadar azimliyim. varoluşumuzla ilgili bilgi, eksik ve yüzeysel olduğundan yanlışlar yapıyor ve acı çekiyoruz. Bu konuda bir nokta daha varki bence tek bir bireyin mutlu olabilmesi bir noktaya kadar bireyin elindeyken diger boşluklar ise toplumun ve genel ortamın mutluluguna bakıyor. hasta bir agacın bütün bir ormanı tehtid edebilmesi gibi...
normal insan formlarından biri oldugumdan bazı zamanlar yorgun, umutsuz ya da negatif bir fizyoloji içine düşüorum böyle zamanlarda da ne yazıkki etrafa olumsuz titreşimler gönderdiğimi biliyorum. sonrasında da acı çekiyorum...işte toplumun çoğu böyle hastalıklı bir yapıya büründüğünde (bkz. 36-42º K 26-yD) sen istediğin kadar kendine dikkat et ancak belli bir noktaya varabiliyorsun...(üstelik o toplum bunun için acı çektiğini bile farkedemiyor!) herneyse ben simdilerde bu noktanında ötesini zorlamaktayım, takipte kalın bakalım ne bulucam...

insan sürekli bir değişim içindedir ya hani Herakleitos'un dediği gibi" aynı ırmakta iki defa yıkanamazsınız" işte ben bu kuralı görmezden gelenleri görmek istemiyorum... evet ben her yıl atomlarının % 98'ini tamamen yenileyen bir tür olduğumdan değişime direnen, değişime şaşıran, değişimi inkar eden türlerle aynı familyadan olmak istemiyorum. bu arada insanın bir yılda atomlarının hemen hemen %98 ini yenilediği Kaliforniya'da bir laboratuvarda yapılmış, keşke benim yaptığım deneylerde buna benzeseydi!

her neyse, suanki ben, bir sene sonra aynı görüntüde olucam ama gecen sene bana ait olan atomların cok azını barındııyor olucam. aynen akan ırmak gibi işte, ırmak aynı ama akan su farklı...