vee motor..
onüçşubatikisıfırsıfırdokuz
Haftanın güzel biten son günü.. Başarılı bir proje girişi ardından tunalıda güzel bir gezinti ve ardından Fransa'da gittiğim küçük bir cafeye benzeyen yeni keşfettiğim, adını bile bilmediğim küçük sevimli cafe ve içinde beni bircok kez görmüş olmanın verdiği tanımışlıkla oldukça misafirperver karşılayan cafe çalışanları, içeride çalan best of playlist, açık demli, şekersiz termos bardak çayım..
İçinden hiç çıkmak istemesem bile gitmek için can attığım yeni kursum
"kısa filmler"
ondörtşubatikisıfırsıfırdokuz
Kendisine anlamsız bir misyon yüklenmiş, klişe tanımına birebir uyan, adının aksine sevgiden uzak daha çok ticari yönü olduğuna inandığım öylesine bir gün..
Bu öylesine günü benim için anlamlı kılan ise, süpermanin Ankara'ya gelişi diğer tüm haftasonları gibi..
Evet, belki kimse görmemiş olabilir Ankara semalarında uçan bir kahraman ama ben gördüm, süperman burdaydı... Hatta kendisi bizzat, ellerimle yapmış olduğum fakat tarife inanmayıp malzeme listesini abartmış olduğumdan dolayı kek kalıbından taşmış, göklere ulaşmış havuçlu kekimden yemiş ve bana sevgili jürilik bile yapmıştır.
Süpermanle geçmiş olan güzel bir haftasonunun getirdiği enerjiyle birlikte bir keyifliyimki son günlerde, yok böyle bişey..
Artık yolda yürürken, metroda beklerken hatta dünyaları kurtarırken bile aklımdan senaryolar yazıyorum sonra hepsine ayrı ayrı mekanlar, oyuncular, renkler, tonlamalar seçiyorum en sonunda montajlıyorum kesip, biçip hazır hale getiriyorum..
Tabii hepsi kafamda şimdilik ama en kısa zamanda tahta sandalyeme oturup "motor" diyebileceğim günlerin gelmesini bekliyorum..
Şimdi şu yeni fikirleri uçup gitmeden yazmaya gidiyorum.
Başka şeylere odaklanabildiğim bir gün görüşürüz sevgili blog..
