30 Nis 2010

creeping

rutine takıl, rutine takıl... biri forward tusuma basabilir mi acaba???

12 Nis 2010

Müstakbel Big Chef...

Yeni hedefim, yemek yapmayı ögrenmek! evet 7 sene yalnız yaşadıktan sonra, tam da artık benim için yemek yapacak birileri varken etrafımda, ben yemek yapmayı ögrenmeye karar verdim. ama öyle günlük basit yemeklerden bahsetmiyorum, böyle afilli isimleri olan dünya mutfagı yemekleri vs.. hedefim =) artık özel günler böylece daha tatlı gecer, belki yürümeyi ögrenmeden kosmaya calısmak gibi duyuluyordur ama yürümeyi ögrenicek kadar sabrım yok hemen kosmalıyım :p

buna evlilik hazırlıkları yapan süper sevimli bir arkadasımla karar verdikten 2 gün sonra, o hızla hemen gittim ve izmirdeki bütün kursları buldum. biri swiss otelin eqinox restorant aşcısı ki sanıyorum biraz iyi, bir diğeri de chef's istabul'un izmir ayagı. günleri saatleri vs.. bize uymadıgında bu swiss oteldeki egitimin bizde diğerini uygun bulduk :) evet latin, italyan ve fransız mutfagı bekle beni!

yakında Urfa'dan gelicek künefe tepsileriyle de türk mutfagına ilk girişimi yaparsam, artık kim tutar beni yahuuuu....

1 Nis 2010

Blow it all away!

Güzel müzik dinleyip iyi yemek yemek kadar güzel bir şey varmı acaba? bir de camdan masaya vuran bir güneş varsa üstelik başını kaldırdığında üzerinde minik adacıkların bulunduğu bir denizi görüyorsan hemde etraf buram buram kahve kokuyorken...kocaman bir oh çekip makale okumak bile sıkıcı gelmiyor ozaman... 15 dakikada bir verilen yemek, sohpet vs.. aralarını saymadan!

Bu hayatta yaşanabilecek zevkleri çoğaltmak için kuralların sayısını azaltmak gerekiyor bana göre...aslolan birkaç şeyden bir kısmı kalmalı günlük rutinlerde, geri kalan yok olmalı,aşk, müzik,huzur ve yemek ve gerisi hep vs.. vs.. ölmeyecek kadar yedikten, üzerine kahve içip rahatladıktan sonra sevgili sesi veya kendisinin verdiği huzura da erişince günlük işlere dönüp rutine takılmak bile keyif verebiliyor...insan doğası tabi arada isyan eder, etmelidir de zati amma ne gerek var keyfine varmak duruken, boşverin yahu bırakın gitsin herşey olduğu gibi, nasıl olsa olanda olmayan da sonunda hep iyiye varıyor. Aradaki inişler çıkışlar bütüne vurulduğunda hep daha iyi yerlere gidiyor... insanın kırgınlıkları, umutsuzlukları, mutsuzlukları ne denli büyük olursa tam akside bir o kadar büyük geliyor... Deneyimle sabit. Sonra zaten hep aralarda dolaşmak, ortalamada kalmak ne kadar sıkıcı olurdu, insan yaşıyorsa herşeyi tadabilmeliki keyfi çıksın değil mi? İşte tam da bu sebepten kırgın kalmamak gerekiyor kimseye... Sonuç herzaman haklıdır 1) ve insan üzerinde on kilo patates çuvalı kadar yük taşır kızdığı herbir kimse için buda 2).

Oldu ozaman ben makalelere geri dönüyorum, bu arada bu ruh halinin fondan gelen "sia" ile bir alakası yok ;)