19 Mar 2009

Birşeylere dair...

3. haftaya girmek üzereyim, hayatımın üzerine bir rastlantı sonucu düşen Daily-compass yazarlığımda! Her gün yeni bir hikaye yazmak için beni teşvik eden bu karşılaşmaya teşekkür ederim! Rastlantıların hayatı bilinçli planlardan daha çabuk değiştirebileceğine inanıyorum eğer ki siz de onların getirdiklerini yaşamaya hazırsanız… Mesela geçen sene bugünler mezun olabilmek adına gece gündüz çırpınırken, şimdi rahatlıktan rahatsız olabilecek kadar lüksüm var ve müthiş bir rastlantı sonucu saatlerce öyküler yazıyorum hevesle… yazdıklarımı buradan da paylaşmayı düşünüyorum daily-compass’in yanında… Bugün bir öykü olmasa da kendi çapımda karaladığım bir yazıyla başlıyorum… here it comes…

Kalemimden çıkanlar, sanat eseri olma endişesi ile dile getirilmemiş, sadece kitlelerin zevkine sunulmuş, malzemesini hayattan - hayatımdan belki sadece bir günlük kaçamaktan alan sıradan birer basit-name kadar değerlidir.

Yaptığım sadece düş ülkemdeki yamaçların, depremlerin, ovaların izlerinden beslenerek uçmaktır uçabildiğim kadar.

Israrcı dayatmalarla toplumların zevklerini belirleyen, giderek artan sayısıyla aynılaşan dünya nüfusunun beynine aynı şeyleri giymek, yemek, beğenmek, izlemek, fikrinin işlendiği bir yüzyılda ben hayal dünyamda gezinen küçük çocuğu serbest bırakıyorum o kadar.

Sınırlar koymadan, önüne duvarlar örmeden ve onu güvenilir kabuğunun altında besleyip fakat büyütmeden yaşatıyorum.

Beyaz ekranın içine sıkışıp kalarak zamanı tüketmek yerine, ruhumda oluşan anlık değişimleri, bilinçaltımın ulaşılmaz bölgelerinde bekleyen farklı istekleri, günbegün değişen İREM’ leri izlemeyi seçiyorum.

Modern hayatın getirdiği teknolojinin hakimiyeti altına girmek yerine, medeniyetin bizden çaldığı karanlığın güzelliğini yeniden keşfetmeyi tercih ediyorum ve bunu yeniden hep birlikte keşfe çıkmayı öneriyorum.

Ve görüldüğü üzere bazen fazlaca cesur duyguların etkisi altında kalarak zamanı insiyatifim yönünde kullanabilmemi sağlayan teknolojiyi bile reddebiliyorum. Hayır aslında, bir mühendis olarak teknolojiyi tabi ki destekliyorum. Belki yalnızca modern dünyanın içinde kaybolmayıp, bize ayrılan sürede “kendini tanıma, sahip olduğumuz gücün farkına varabilme” yetisine ulaşabilmek istiyorum.

Belki de farkında olmadan hayatın çarklarından birine sıkışıp kalmak yerine, dişlilere uyum sağlayıp kendi oluşturduğum çarkın içinde dönerken, içimden geçenlerin yansımalarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Her gün yeni bir sabaha uyandığımda, etrafıma bakıp, gördüklerimi yazıp, sahip olduklarımı saklayıp, kendi hikayemi izliyorum akşam olduğundaysa başrollerini paylaştığım hayatımın kısa bir filmini çekip herhangi her yere kaldırılabilmek üzere arşivliyorum. Bugünlerde ise arşivleri tekrar açıp her hafta bir tanesini yayınlamak üzere temize çekiyorum. Ve her hafta yeni bir tanesiyle buluşmak üzere şimdilik “hoşça “ kalın diyorum